MEHDÎ BOZOKLU CELAL
Bazı Müslümanlar için Hz. Ali figürü, bazı Hıristiyanlar için Hz. İsa figürü ve bazı Yahudiler için Sabetay Sevi figürü aynı anlayışı sembolize etmiyor mu ?
Hz. Ali'yi Mehdî olarak bekleyenler ile Mesih'i bekleyen Sabetayistler arasında fark olabilir mi ?
Bundan üç asır önce Sabetay Sevi'ye inanan Alevî-Bektaşî yok muydu ?
O zaman bir Mehdî gelecek şaiyası bazı Müslümanlar arasında bile heyecan uyandırmış ve rivayete göre İzmir'de bir Bektaşî dervişinin reisliği altındaki birkaç kişilik bir Müslüman grubu da Sabetay'ın Mesihliğini kabul etmişti. (İbrahim Alaettin Gövsa, Sebatay Sevi, 2000, s. 33.)
Şaşırtıcı mı ? Hayır.
Bektaşîlik, Babaîlik'ten türemişti. Babaîlere göre Baba İshak Peygamber'di; ölmüş değil, gökteki yerine çekilmişti.
Celalî İsyanları'nın lideri, "Şah Veli" unvanını alan Bozoklu Celal (öl. 1519) Mehdî olduğunu söylemiyor muydu? Yirmi bin taraftan arasında yoksul Yahudi yok muydu ?
Sabetayistler (örneğin Gazzeli Nathan), daha yaşarken Sabetay Sevi'yi Tanrılaştırmadı mı ? "Sabatey Sevi İsrail'in melikidir (kralı)" demedi mi?
Sabetay Sevi de, kendisinin Tanrı cevheri taşıyan "Adam Kadmon" olduğuna inandırmadı mı ?
Hz. İsa'yı ilahlaştıran da, Yahudi bir hahamken Hıristiyan olan Tarsuslu Aziz Paulus değil miydi ?
İlk misyoner Paulus'a göre, Hz. İsa, "Görünmez Tanrı’nın görüntüsü, bütün yaratılışın ilk doğanı"ydı; hem "yasa"ydı (şeriat), hem kurtuluştu, hem de imandı.
"Hıristiyanlığın mimarı'' Paulus'un, Hz. İsa'ya bir peygamberin sınırlarını çok aşarı yetkiler atfettiği, yani insanüstü vasıflar verip Tanrılaştırdığı açıktır!
Bugün, "Hz. İsa'yı Tanrılaştıran"; Yahudileri "seçilmiş" olarak gösteren Mesihçi, radikal Protestan/Evangelistler, Paulus'un yolundan yürümüyor mu ?
Bakın nereden neye geldik:
Bugün ABD yönetimindeki "şahinler", Evangelist inanca sahiptir.
Bunlar, Mesih'in ikinci gelişiyle birlikte Hıristiyanların, Kudüs'te Mesih karşıtı olan "Gog ve Magog (Yecüc ve Mecüc) ordusu"nu büyük bir savaş (Armegedon) sonunda yok edeceğine ve bin yıllık Mesih Krallığı'nın kurulacağına inanıyorlar! Bu bin yıllık döneme "milenyum" diyorlar. "Milenyum"un başlamasının öncelikli koşulu İsrailoğullarının "vaat edilmiş topraklarda" toplanmasıydı. Papaz John Nelson'un (1800-1882) ortaya attığı ve "Hıristiyan Siyonizmi" adı verilen bu görüş, Evangelistlerin inancının temelini oluşturur! Bu, bugün ortaya atılan "Büyük Ortadoğu Projesi"nin din ayağıdır!
Türkiye'de nedense pek tartışılmıyor ya da kapalı kapılar ardında cemaat-tarikat toplantılarında konuşuluyor. Aralık 2003 tarihli Aksiyon dergisinin kapak haberi, "İnsanlık O'nu bekliyor: Hz. İsa"ydı ! Fethullah Gülen cemaatine yakın bu dergi neden böyle bir kapak haberi yapmıştı ? Mesih inancının ayetlerde olmadığı biliniyor. Ama buna rağmen Nurcular "Müslüman İsevîler" diye bir tanım ortaya çıkardılar; buna göre Mesih Hz. İsa yeniden dünyaya gelecek ve İsevîliği yeniden getirip Müslümanlıkla birleştirecekti !..
Toparlayalım: Daha yakın tarihe gelelim. Yine aynı soruyu soralım:
Sabetayistler, Müslüman olup tekke-dergâhlara girdiklerinde Yahudi inancının bazı ritüellerini yanlarında getirmiş midir?
Bu ritüelleri eğer Aziz Paulus ve Abdullah bin Sebe19F19F getirdiyse, Sabetayist'in getirmemesi mümkün mü?
Ama. Ord. Prof. Hilmi Ziya Ülken'e göre aksi de söz konusuydu. Yani İslam da Yahudiliği etkilemişti. Örneğin, Endülüslü Yahudi İbn Cebron, İslam felsefesinden etkilenmişti, (İslam Felsefesi, s. 169-180.)
Evet İslam da etkilemişti; Müslüman olan bazı Sabetayistlerin zamanla inançlarını terk edip veya unutup tamamen Müslüman oldukları da bir gerçektir.
Dinler-mezhepler-tarikatların birbirlerinden etkilenmemeleri mümkün değildir.
Reha Çamuroğlu, Balkanlar'da birçok Hıristiyan'ın, "On İki Havari" ile "On İki İmam" arasında kavramsal akrabalık kurduklarını; "Mehdi"yi, "Mesih" olarak bağırlarına bastıklarını belirtiyor. {Değişen Koşullarda Alevîlik, 2000, s. 55.)
İncil-Yuhanna'nın Vahiy Kitabı; bab 1/16 bakın ne diyor:
Ve sağ elinde yedi yıldız vardı. Ağzından çifte uçlu bir kılıç çıkıyordu. Yüzü bütün gücüyle parlayan güneş gibiydi.
Çifte uçlu kılıç, Hz. Ali'nin kılıcı Zülfikâr'a ne kadar benziyor !
Tasavvufun, Müslüman inancıyla ilgili olmakla birlikte, Hıristiyanlaşmış ve Helenleşmiş bölgelerde geliştiği doğrudur. (Jean Chevalier, Sufilik, 1993, s. 9.)
Türkolog Prof. Dr. Hans Joachim Kissling bakın bambaşka bir açıdan bakıyor:
Bektaşîliğin birçok Hıristiyanvarî özerklerini hatırlayalım. Ben burada Bektaşîlerin yeniçerilerin, yani Hıristiyan asıllı askerlerin karargâhlarındaki vaizlik rollerinden ziyade, onların Osmanlı İmparatorluğu'nun bölgeleri içinde, tam bir Sünnîleşmeye karşı en uzun ve başarılı şekilde karşı koyan ve bugüne kadar Bektaşîlerin kalesi olarak kalan Arnavutluk'ta büyük ölçüde vukubulan yayılmalarını düşünüyorum.
(Tarik ve Toplum dergisi, 20 ağustos 2005.)

Yorumlar